Şuhut Şehir Stadyumu’nda oynanan ve futbolseverlerin büyük ilgi gösterdiği karşılaşmada temsilcimiz Şuhut Belediye Hisarspor ile Bolvadin Belediyespor 3-3 berabere kaldı. Ancak bu mücadele, atılan gollerden çok son dakikalarda yaşanan olaylar ve hakem kararlarıyla hafızalara kazındı.
Karşılaşmanın büyük bölümünde etkili bir oyun ortaya koyan Hisarspor, 75. dakikada bulduğu golle skoru 3-2’ye getirerek galibiyete oldukça yaklaşmıştı. Sahada disiplinli duran, mücadeleden kopmayan ve taraftarının desteğini arkasına alan temsilcimiz, üç puanın en güçlü adayıydı.
Fakat futbolun kader anları bazen saniyelere sığar. Dakikalar 88’i gösterdiğinde Bolvadin Belediyespor’un bulduğu gol tabelayı 3-3’e taşıdı ve maç yeniden dengelendi.
Karşılaşmanın k
ırılma noktası ise 90+2. dakikada yaşandı. Ceza sahasının korner çizgisinin yaklaşık dört metre önünde başlayan gerginlik kısa sürede büyüdü. Pozisyonun ardından Hisarspor’un yıldız oyuncularından Semih’in ve iki takım arkadaşının kırmızı kart görmesi, tribünlerde ve spor kamuoyunda “kararlar ne kadar doğruydu?” sorusunu gündeme getirdi.
O ana kadar sahada 11 kişi mücadele eden temsilcimiz bir anda 8 kişi kaldı. Rakip takım da üç kırmızı kartla aynı sayıya düşse de, yaşanan bu kaotik dakikalar futbolun önüne geçti. Maçın bitiş düdüğünün ardından Hisarspor’dan bir oyuncunun daha kırmızı kart görmesi ise maçın tansiyonunun ne kadar yüksek olduğunun en açık göstergesiydi.
Futbol; temasın, mücadelenin ve zaman zaman gerilimin olduğu bir oyun. Ancak bu oyunun en önemli unsuru adalettir. Hakemler sahada otoriteyi sağlamakla yükümlüdür; fakat verdikleri kararların tartışmaya mahal bırakmayacak netlikte olması gerekir. Çünkü bir düdük bazen haftaların emeğini, bir kart ise sezonun kaderini etkileyebilir.
Bugün Şuhut’ta konuşulan yalnızca bir beraberlik değil. Spor kamuoyu, özellikle Semih’in gördüğü kırmızı kart başta olmak üzere kritik kararların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Elbette nihai yorumu yapacak olanlar ilgili kurullar olacaktır; ancak beklenti, sahada alın teri döken futbolcuların emeğinin korunmasıdır.
Tüm bu yaşananlara rağmen unutulmaması gereken bir gerçek var: Hisarspor sahada karakter koymuş, geri adım atmamış ve son ana kadar mücadele etmiştir. Bu ruh, bir takımın en büyük gücüdür.
Temennimiz odur ki; futbolun konuşulduğu, tartışmaların değil gollerin ve güzel oyunların öne çıktığı maçlar izleyelim. Çünkü spor; birleştirir, heyecanlandırır ve en önemlisi adil olduğunda anlam kazanır.

