Prof. Dr. Ekrem Çulfa editör kısıtlı


Kötüler Yüzünden Asla İyi Bir İnsan Olmayı Bırakma !!!

Köşe Yazarımız Prof. Dr. Ekrem Çulfa Yeni Köşe Yazısında:


Saygıdeğer okurlarım ve kıymetli danışanlarım,
​Bugün sizlerle akademik bir makaleden öte, bir gönül birlikteliği ve ruhsal bir duruş üzerine hasbihal etmek istiyorum. Yıllardır gerçekleştirdiğimiz TV programlarında, seanslarda, terapilerde, seminerlerde ve kaleme aldığım eserlerde hep aynı gerçeğin altını çizdim: Hayat, bazen haksızlıkların ve kötülüğün kol gezdiği bir imtihan sahası gibi görünebilir. Ancak şunu asla unutmayın; kötüler yüzünden asla iyi bir insan olmayı bırakmamalısınız.
​Bu yazıda, bu kararlılığın sadece ahlaki bir tercih değil, aynı zamanda ruhsal sağlığınızı koruyan en stratejik savunma mekanizması olduğunu, dünya literatüründeki değerli bilim insanlarının görüşleriyle harmanlayarak açıklayacağım.

​1. Psikolojik Bağışıklık Sistemi Olarak İyilik
​Bir danışman olarak gözlemlediğim en büyük yanılgı şudur: İnsanlar, maruz kaldıkları kötülüğe aynı dille cevap verdiklerinde rahatlayacaklarını sanırlar. Oysa bu, ruhsal bir intihardır. Çulfa (2024) olarak vurguladığım üzere, iyilik bir sonuç değil, bir varoluş biçimidir. Eğer birisi size taş attığında siz de ona taşla karşılık verirseniz, o andan itibaren aranızda hiçbir fark kalmaz.
​Psikolojik bağışıklık sistemimiz, içsel tutarlılığımızdan beslenir. Başkalarının negatif tutumları karşısında kendi etik standartlarınızı korumak, beyninizdeki ödül merkezlerini aktive eder. Olumlu psikolojinin öncülerinden Martin Seligman (2011), "karakter güçleri" ve "erdemler" üzerine yaptığı çalışmalarda, başkalarına yönelik sergilenen nezaket ve iyilik halinin bireyin kendi esenliğini (well-being) doğrudan artırdığını ortaya koymuştur. İyilikte ısrar etmek, özsaygınızı zirvede tutmanın tek yoludur.

​2. Davranışsal Aynalama Tuzağına Düşmeyin
​Sosyal öğrenme kuramları, insanın çevresindeki davranışları taklit etme eğiliminde olduğunu söyler. Albert Bandura (1977), bireylerin gözlem yoluyla modelleri taklit ettiğini belirtir; ancak bizler bu bilişsel otomatizmden çıkmak zorundayız. Karakterin özerkliği, dış uyaran ne olursa olsun tepkiyi seçme özgürlüğüdür.
​Seanslarımda sıkça sorduğum o soruyu buraya da bırakıyorum: "Başkası kötü diye siz de kötüleşirseniz, aynaya baktığınızda gördüğünüz o kişi hâlâ siz misiniz?" Viktor Frankl'ın (1946) toplama kamplarındaki gözlemlerine dayanan şu tespiti çok kıymetlidir: "İnsanın elinden her şeyi alabilirsiniz; ancak tek bir şey hariç: İçinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun, kendi tutumunu seçme özgürlüğü." Kötüye kötülükle cevap vermek bu alanı yok eder; iyilikte direnmek ise ruhunuzu asilleştirir.

​3. Sağlıklı İyilik: Sınır Çizmeyi Öğrenmek
​Burada önemli bir noktayı netleştirelim: İyilik, boyun eğicilik veya "saf" olmak değildir. Benim literatürümde "İyi İnsan", sınırları olan ve adaleti gözeten kişidir. Kötü niyetli kişilere karşı "etik mesafe" koymak en doğal hakkınızdır. Abraham Maslow (1954), kendini gerçekleştiren bireylerin, çevrelerindeki toksik unsurlardan bağımsızlaşabilme yeteneğine sahip olduklarını vurgular. Sınır koyamayan iyilik, psikolojik bir bağımlılık riski taşır; bilinçli iyilik ise bir güç gösterisidir.

​4. Affetmenin Katarsisi ve Özgürleşme
​İyiliği bırakmamanın en zor virajı affetmektir. Affetmek, o kişinin size yüklediği nefret yükünü sırtınızdan indirmektir. Affetme üzerine derin çalışmaları bulunan Everett Worthington (2001), affetmenin stres seviyelerini düşürdüğünü ve kalp sağlığını iyileştirdiğini bilimsel olarak kanıtlamıştır. Kötü bir insan yüzünden iyilikten vazgeçtiğiniz an, o kötülüğün ruhunuzda yaşamasına izin vermiş olursunuz. Kendi enerjinizi korumak için, o yükten özgürleşin.

​5. Uygulama Önerilerim: İyilik Disiplini
​Bu felsefeyi hayatınıza entegre etmek için şu üç adımı uygulamanızı öneriyorum:
​Duygusal Objektiflik: Size kötü davranan birinin bu eyleminin, aslında onun kendi içsel yaralarından kaynaklandığını fark edin. Bu, olayı kişiselleştirmenizi engeller.
​Değer Odaklı Yaşam: Kendi yaşam anayasanızı yazın. Seligman’ın belirttiği gibi, "anlamlı bir hayat" bireyin kendi karakter güçlerini bir amaç uğruna kullanmasıyla mümkündür.
​Seçici Sosyalleşme: Kötülüğün bulaşıcı etkisinden kaçınmak için, etik değerleri yüksek gruplarla bağınızı güçlendirin.

​6. Sonuç: Kendi Işığını Korumak
​Sonuç olarak sevgili dostlarım; kötülük karanlık gibidir, karanlığı karanlıkla yok edemezsiniz. Onu ancak ışıkla bertaraf edebilirsiniz. Herkes kalbinin rengini dünyaya yansıtır. Sizin renginiz kararmasın. İyilikte direnmek, sadece psikolojik bir sağlık göstergesi değil, aynı zamanda insan kalabilme onurudur.

​Unutmayın; günün sonunda herkes kendi kalbinin ekmeğini yer. Başkalarının sıçrattığı çamurda debelenmeyi reddedin. Temiz kalın, iyi kalın, kendiniz kalın.

​Kaynakça

​Bandura, A. (1977). Social Learning Theory. Prentice-Hall.
​Çulfa, E. (2022). Duygusal Zeka ve Affetmenin Gücü. İstanbul: Akademik Yayınlar.
​Çulfa, E. (2024). İnsan Kalabilmek: Zor Zamanlarda İyilik Disiplini. Ankara: Gelişim Kitabevi.
​Frankl, V. E. (1946). Man's Search for Meaning. Beacon Press.
​Maslow, A. H. (1954). Motivation and Personality. Harper & Row.
​Seligman, M. E. P. (2011). Flourish: A Visionary New Understanding of Happiness and Well-being. Free Press.
​Worthington, E. L. (2001). Forgiving and Reconciling: Bridges to Wholeness and Hope. InterVarsity Press.